ıllılı.ıl.lı.. Yaz Yağmuru Forum ..ıl.lı.ıllılı


.•° | www.Yazyagmuru.biz | www.Yazyagmuru.net © °•.


 
PortaLPortaL  AnasayfaAnasayfa  Son Gönderilen MesajlarSon Gönderilen Mesajlar  Üye ListesiÜye Listesi  AramaArama  GaleriGaleri  TakvimTakvim  SSSSSS  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  
Similar topics
  • » Elektrik-Elektronik Bölümü MEGEP Dökümanları
  • » Gece Vardiyası şiir kitabına Orhan Kahyaoğlu`nun önsözü
  • » BİNBİR GECE ßöLümLerini iNdirmek iÇin..!
  • » Ercan Demirel - Ben Dün Gece Rüyamda Seni Gördüm
  • » ADİGECE BAZI CÜMLELER

  • Paylaş | 
     

     Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !

    Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
    Sayfaya git : 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
    YazarMesaj
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:44

    Arkadaslar bildiğiniz gibi Stephenie Meyerin yazdığı Geceyarısı Güneşi isimli kitabın ilk 12 Bölümü internete sızmıştır..
    Buna sinirlenen yazar yazmayı bırakmıştır !

    Ama sanırım. Tekrar yoğun istek üzerine çalışmasına geri dönmüş..

    Ben internetten İlk 12 bölümü buldum.
    Ve sizinle paylaşmak istiyorum x)


    Buyrun İyi okumalar..

    Kesinlikle ÇEVİRİSİ BANA AİT DEĞİLDİR!
    ALINTIDIR!



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:45

    1. İlk Bakış
    Bu günün uyuyabilmeyi dilediğim zamanıydı.
    Lise.
    Ya da doğru sözcük Araf mıydı? Eğer günahlarımı telafi etmenin bir yolu
    olsaydı bu bir ölçütte çeteleye yazılmalıydı. Can sıkıntısı alışabildiğim bir şey değildi;
    her gün inanılmaz şekilde bir öncekinden daha tekdüze geliyordu.
    Sanırım benim uyuma biçimim buydu – eğer uyku aktif dönemler arasındaki
    hareketsiz durum olarak tanımlanırsa.
    Kafeteryanın uzak köşesindeki alçıdan geçen çatlaklara orada olmayan
    şekiller hayal ederek baktım. Bu kafamın içinde fışkıran ve bir nehir gibi çağıldayan
    sesleri bastırmanın tek yoluydu.
    Bu seslerden birkaç yüz tanesini sıkıntı yüzünden duymazdan geliyordum.
    Konu insan zihnine gelince hepsini daha önceden duymuştum. Bugün bütün
    düşünceler buradaki küçük öğrenci grubuna eklenen yeni kişiyle ilgili gülünç bir
    heyecanla doluydu. Hepsinde ilgi uyandırmak çok kısa zaman almıştı. Yeni yüzü her
    açıdan düşünce üzerine düşüncede görmüştüm. Sadece sıradan bir insan kızı.
    Gelişinden doğan coşku bıktırıcı şekilde tahmin edilebilirdi – bir çocuğa parlak bir
    cisim göstermek gibi. Koyuna benzeyen erkeklerin yarısı şimdiden kendilerini ona
    aşık olarak hayal ediyorlardı sırf bakılacak yeni bir şey olduğu için. Onları bastırmak
    için daha çok uğraştım.
    Sadece dört sesi tiksindiğim için değil nezaketten engelliyordum: yanlarında
    olduğum zamanlardaki mahremiyet yoksunluğuna alışan ve bununla ilgili artık pek
    düşünmeyen ailem iki kız ve iki erkek kardeşim. Onlara verebildiğim kadar gizlilik
    veriyordum. Eğer yapabilirsem dinlememeye çalışıyordum.
    Denediğim halde yine de… biliyordum.
    Rosalie’nin aklında her zamanki gibi kendisi vardı. Birilerinin bardaklarında
    profilinin görüntüsünü yakalamıştı ve mükemmelliği üzerine düşünüyordu. Onun
    zihni birkaç sürprizi olan sığ bir göletti.
    Emmett dün gece Jasper’a karşı kaybettiği güreş maçı yüzünden
    köpürüyordu. Rövanş ayarlamak için okulun bitimini getirmek sınırlı olan bütün
    sabrını alacaktı. Emmett’in düşüncelerini dinlerken kendimi hiçbir zaman davetsiz
    misafir gibi hissetmezdim çünkü asla sesli söylemeyeceği ya da eyleme
    geçirmeyeceği bir şey düşünmezdi. Muhtemelen diğerlerinin aklını okumaktan
    suçluluk duymamın sebebi orada benim duymamı istemeyecekleri şeyler olduğunu
    bilmemdi. Eğer Rosalie’nin zihni sığ bir göletse Emmett’inki de cam berraklığında
    karartısız bir göldü.
    Ve Jasper… acı çekiyordu. Bir iç çekişi bastırdım.
    Edward. Alice kafasının içinde ismimi söyledi ve dikkatimi anında çekti.
    Bu adımın sesli söylenmesiyle aynı şeydi. İsmimin modasının son zamanlarda
    geçmiş olmasından memnundum – sinir bozucu oluyordu; herhangi bir zaman
    herhangi biri herhangi bir Edward’ı düşündüğünde başım istemsizce dönüyordu…
    Şimdi başım dönmemişti. Alice ve ben bu gizli konuşmalarda iyiydik. Birileri
    bizi çok ender yakalayabiliyordu. Gözlerimi alçının çizgilerinde tuttum.
    Nasıl direniyor? diye sordu bana.
    Somurttum ağzımın sabit şeklinde sadece ufak bir değişiklik oldu. Diğerlerini
    uyaracak hiçbir şey yoktu. Kolaylıkla sıkıntıdan da somurtuyor olabilirdim.
    Alice’in iç sesi şimdi panik doluydu zihninde çevresel görüşüyle Jasper’ı
    izlediğini gördüm. Bir tehlike var mı? Yakın geleceği taradı surat asmamın altındaki
    sebebi bulmak için tekdüze görüntüleri gözden geçirdi.
    Başımı sanki duvarın tuğlalarına bakıyormuş gibi yavaşça sola çevirip iç
    çektim sonra sağa tavandaki çatlaklara bakmaya geri döndüm. Sadece Alice kafamı
    salladığımı biliyordu.
    Rahatladı. Eğer kötüye giderse bana haber ver.
    Sadece gözlerimi hareket ettirdim önce tavana sonra tekrar aşağıya.
    Bunu yaptığın için teşekkürler.
    Sesli cevap veremediğim için hoşnuttum. Ne söylerdim ki? ‘Benim için bir
    zevk’? Hiç değildi. Jasper’ın mücadelelerini dinlemekten keyif almıyordum. Onu
    böyle sınamak gerçekten gerekli miydi? Belki de susuzlukla hiçbir zaman kalanımız
    gibi başa çıkamayacağını itiraf etmek sınırları zorlamamak daha güvenli olmaz
    mıydı? Niye tehlikeyle flört etmeliydi ki?
    Son avlanma seyahatimizin üzerinden iki hafta geçmişti. Bu kalanımız için çok
    uzun bir zaman değildi. Bazen biraz rahatsız ediyordu – eğer bir insan çok yakından
    yürürse eğer rüzgar yanlış yönden eserse… ama insanlar çok ender yakınımızdan
    yürüyorlardı. İçgüdüleri onlara bilinçlerinin asla anlayamayacağı şeyi söylüyordu:
    biz tehlikeliydik.
    Jasper şu anda çok tehlikeliydi.
    O anda küçük bir kız bir arkadaşıyla konuşmak için bizimkine en yakın
    masanın sonunda durdu. Sarımsı kızıl kısa saçlarını parmaklarını içinden geçirerek
    salladı. Isıtıcı kokusunu bizim yönümüze doğru üfledi. Bu kokunun bana
    hissettirdiklerine alışıktım – boğazımda susatıcı bir ağrı midemde boş bir arzu
    kaslarımın istemsizce kasılışı ağzımdaki zehrin aşırı akışı…
    Bunların hepsi oldukça normaldi genellikle görmezden gelinmesi kolaydı.
    Sadece şimdi daha zordu; Jasper’ın tepkisini izlerken hisler daha güçlüydü iki
    misliydi. Sadece benimki yerine çifte susuzluk vardı.
    Jasper hayal gücünün kendisinden kurtulmasına izin verdi. Kafasında
    resmediyordu – kendini Alice’in yanındaki yerinden kalkıp küçük kızın yanına
    giderken canlandırıyordu. Kulağına fısıldıyormuş gibi eğilip dudaklarını kızın
    boğazına değdirmeyi düşünüyordu. İnce teninin altındaki nabzının sıcak atışının
    ağzının altında nasıl hissedeceğini düşlüyordu…
    Sandalyesini tekmeledim.
    Bir dakikalığına bakışımla buluştu ve sonra aşağı baktı. Kafasının içindeki
    utanç ve isyan savaşını duyabiliyordum.
    “Özür dilerim.” diye mırıldandı.
    Omuzlarımı silktim.
    “Hiçbir şey yapmayacaktın.” dedi Alice üzüntüsünü yatıştırmak için. “Bunu
    görebiliyordum.”
    Yalanını ele vermemek için suratımı ekşitmemeye uğraştım. Birbirimize
    destek olmalıydık Alice ve ben. Sesler duymak ya da gelecekten görüntüler görmek
    kolay değildi. Zaten ucube olanların arasında ikimiz de ucubeydik. Birbirimizin
    sırlarını korurduk.
    “Eğer onları insan olarak düşünürsen biraz yardımcı olur.” diye önerdi Alice
    yüksek müzikal sesi eğer yeterince yakında olan varsa onların duyabilmesi için çok
    hızlıydı. “Adı Whitney. Çok sevdiği bir kız kardeşi var. Annesi Esme’yi o bahçe
    partisine davet etmişti hatırladın mı?”
    “Onun kim olduğunu biliyorum.” dedi Jasper tersçe. Uzun odanın etrafındaki
    saçakların altında yer alan pencerelerin birinden bakmak için döndü.
    Bu gece avlanmak zorunda kalacaktı. Böyle riskler alarak gücünü test etmeye
    direncini artırmaya çalışmak saçmaydı. Jasper sınırlarını kabul etmeli ve onlara göre
    davranmalıydı. Eski alışkanlıklarının seçilmiş yaşam şeklimize faydası olmuyordu;
    kendini böyle zorlamamalıydı.
    Alice sessizce iç çekti ve yemek tepsisini alıp kalkarak onu yalnız bıraktı.
    Jasper’ın ne zaman yeterli desteği aldığını bilirdi. Rosalie ve Emmett ilişkileriyle
    daha çok göze batsalar da birbirlerinin ruh hallerini kendilerininki kadar iyi bilenler
    Alice ve Jasper’dı. Sanki onlar da akıl okuyabiliyorlarmış gibi – sadece
    birbirlerininkini.
    Edward Cullen.



    Aşk bitti


    En son YaZYaGmUrU tarafından 22.01.10 14:50 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:49

    Refleks olarak adımı çağıran sese doğru döndüm; ama seslenilmemişti sadece
    bir düşünceydi.
    Gözlerim saniyenin küçük bir kısmında kalp şekilli soluk renkli bir yüzdeki
    bir çift büyük çikolata renkli göze kilitlendi. Şimdiye kadar kendim görmüş
    olmasam da yüzü tanıyordum. Bugün buradaki her insanın aklında en ön
    plandaydı. Yeni öğrenci Isabella Swan. Buraya yeni bir gözetim durumuyla yaşamak
    için gelmiş kasaba polis şefinin kızı. Bella. Tam ismini söyleyen herkesi
    düzeltmişti…
    Sıkılıp başka yere baktım. Onun ismimi düşünen kişi olmadığını anlamam bir
    saniye sürmüştü.
    İlk düşüncenin Tabii ki şimdiden Cullen’lara çarpılıyor diye devam ettiğini
    duydum.
    Şimdi ‘sesi’ tanımıştım. Jessica Stanley – iç gevezelikleriyle beni rahatsız edeli
    bir süre geçmişti. Yanlış kişiye olan hayranlığını sonunda atlatmış olması büyük
    rahatlıktı. Eskiden daimi gülünç hayallerinden kaçmak neredeyse imkansızdı. O
    zamanlar eğer dudaklarım ve arkalarındaki dişlerim onun yakınlarına gelirse tam
    olarak ne olacağını ona açıklayabilmeyi dilemiştim. Bu o rahatsız edici fantezilerini
    sustururdu. Tepkisinin düşüncesi beni neredeyse gülümsetti.
    Ona çok da yararı olacak sanki diye devam etti Jessica. Gerçekten güzel bile değil.
    Niye Eric’in ona bu kadar çok baktığını bilmiyorum… ya da Mike’ın.
    Son isimde irkildi. Yeni platoniği popüler Mike Newton ona tamamen
    kayıtsızdı. Belli ki yeni kıza o kadar kayıtsız değildi. Yine parlak cisimle çocuk gibi.
    Kıza ailemle ilgili bilgi verirken dışarıdan samimi görünüyordu. Yeni öğrenci
    mutlaka bizi sormuş olmalıydı.
    Bugün herkes bana da bakıyor diye düşündü Jessica kendini beğenmiş şekilde.
    Bella’nın benimle iki dersi olması büyük şans… Bahse girerim ki Mike bana–
    Dar kafalılığı ve abesliği beni delirtmeden önce bu anlamsız gevezeliği
    kafamdan atmaya çalıştım.
    “Jessica Stanley yeni Swan kızına Cullen’ların bütün kirli çamaşırlarını
    anlatıyor.” diye mırıldandım Emmett’a dikkatimi dağıtmak için.
    Alçak sesle kıkırdadı. Umarım iyi anlatıyordur diye düşündü.
    “Hiç yaratıcı değil aslında. Sadece ufak skandal dokundurmaları korku
    hikayeleri değil. Biraz hayal kırıklığına uğradım.”
    Peki yeni kız? O da dedikoduda umduğunu bulamamış mı?
    Yeni kızın Bella’nın Jessica’nın hikayesi üzerine ne düşündüğünü duymak
    için dinledim. Herkesçe görmezden gelinen garip kireç tenli aileye baktığında ne
    görmüştü?
    Tepkisini bilmek benim bir nevi sorumluluğumdu. Ailem için bir gözcüydüm
    bizi korumak için. Eğer birileri şüphelenmeye başlarsa erken bir uyarı ve kolay geri
    çekilme şansı verebiliyordum. Bu sık sık oluyordu – aktif hayal gücüne sahip bazı
    insanlar bizi bir kitap ya da film karakteri olarak görüyorlardı. Genellikle yanlış
    sonuca varıyorlardı; ama riske girmektense başka bir yere taşınmak daha iyiydi. Çok
    çok ender birileri doğru tahmin ediyordu. Onlara hipotezlerini test etme şansı
    vermiyorduk. Korkutucu bir anıdan başka bir şey olmamak için sadece
    kayboluyorduk…
    Jessica’nın anlamsız iç monologunun devam ettiği yerin yakınını dinlememe
    rağmen hiçbir şey duymadım. Sanki orada kimse oturmuyor gibiydi. Ne tuhaf. Kız
    gitmiş miydi? Jessica ona hala gevezelik ettiğine göre bu pek mümkün değildi.
    Dengesiz hissederek kontrol etmek için baktım ekstra ‘duyu’mun bana ne
    söyleyebileceğini kontrol etmek için – bu daha önce yapmak zorunda kaldığım bir
    şey değildi.
    Bakışım yine aynı büyük ve kahverengi gözlere kilitlendi. Daha önce
    oturduğu yerde oturuyor ve Jessica ona hala Cullen’larla ilgili yerel dedikoduları
    anlattığı için doğal olarak bize bakıyordu.
    Bizi düşünmek de doğal olurdu.
    Ama bir fısıltı bile duyamadım.
    Bir yabancıya bakarken yakalanmanın utancından kaçmak için aşağıya
    bakarken davet edici sıcak bir kırmızı yanaklarını renklendirdi. Jasper’ın hala
    pencereden dışarı bakıyor olması iyiydi. Bu serbest kanın onun kontrolüne ne
    yapacağını hayal etmek istemiyordum.
    Duyguları yüzünde sanki alnında yazılmış gibi açıktı: kendi türü ve benim
    türüm arasındaki hemen göze çarpmayan farkları bilmeden algıladığında şaşkınlık
    Jessica’nın hikayesini dinlediğinde merak ve başka bir şey daha… hayranlık? Bu ilk
    olmazdı. Avlarımıza göre güzeldik. Ve son olarak onu bana bakarken
    yakaladığımda utanç.
    Yine de düşünceleri garip gözlerinde – garip çünkü çok derinlerdi;
    kahverengi gözler genelde koyuluklarıyla düz görünürlerdi – çok açık olsa da
    oturduğu yerden sessizlikten başka hiçbir şey duyamıyordum. Hiçbir şey.
    Bir an huzursuz hissettim.
    Bu daha önce karşılaştığım bir şey değildi. Bende mi bir sorun vardı? Her
    zaman hissettiğim gibi hissediyordum. Endişelenerek daha güçlü dinledim.
    …ne tür müzik seviyor acaba… belki ona şu yeni CD’den bahsedebilirim… diye
    düşünüyordu iki masa ötedeki Mike Newton – Bella Swan’a gözlerini dikerek.
    Onu izleyişine bak. Okuldaki kızların yarısının onu beklemesi yetmiyor mu… Eric
    Yorkie kızın etrafında dönen hararetli düşünceler içindeydi.
    …çok iğrenç. Ünlü falan olduğunu sanırsın… Edward Cullen bile ona
    bakıyor…Lauren Mallory o kadar kıskançlık içindeydi ki yüzü koyu yeşil olmalıydı.
    Ve Jessica yeni en iyi arkadaşıyla hava atıyor. Ne şaka…Asit gibi sözler kızın
    düşüncelerinde dönmeye devam etti.
    …Bahse girerim ki herkes ona bunu sormuştur; ama onunla konuşmak isterim. Daha
    özgün bir soru düşüneyim… düşünceleri içindeydi Ashley Dowling.
    …belki İspanyolca sınıfımdadır… diye ümitlendi June Richardson.
    …bu akşam yapacak bir sürü şey var! Trigonometri ve İngilizce sınavı. Umarım
    annem… Düşünceleri alışılmadık şekilde iyi olan sessiz kız Angela Weber masada
    bu Bella’yı takıntı haline getirmemiş tek kişiydi.
    Hepsini duyabiliyordum düşündükleri her önemsiz şeyi akıllarından geçtiği
    sırada duyabiliyordum; ama aldatıcı şekilde açık görünen gözlere sahip kızdan
    hiçbir şey yoktu.
    Ve tabii ki kızın Jessica’yla konuşurken ne söylediğini duyabiliyordum.
    Alçak duru sesini odanın uzak tarafından duyabilmek için akıl okumam
    gerekmiyordu.
    “Kırmızı-kahverengi saçlı çocuk hangisi?” diye sorduğunu duydum bana
    gözünün kenarından gizlice bakıp hala onu izlediğimi gördüğünde gözlerini
    kaçırarak.
    Eğer sesini duymanın ulaşamadığım bir yerde kaybolmuş düşüncelerinin
    tonunu saptamama yardım edeceğini ummak için vaktim olsaydı anında hayal
    kırıklığına uğrayacaktım. Genellikle insanların düşünceleri fiziksel sesleriyle yakın
    perdede olurdu; ama bu alçak utangaç ses yabancıydı odanın içindeki yüzlerce
    düşünceden biri değildi bundan emindim. Tamamen yeniydi.
    Ah iyi şanslar geri zekalı! diye düşündü Jessica kızın sorusunu cevaplamadan
    önce. “O Edward. Harika tabii ki; ama zamanını boşa harcama. Kimseyle çıkmaz.
    Belli ki buradaki kızların hiçbiri onun için yeterince güzel değil.” Burnunu kıvırdı.
    Gülüşümü saklamak için kafamı çevirdim. Jessica ve sınıf arkadaşlarının
    hiçbiri bana özellikle çekici gelmediği için ne kadar şanslı olduklarından haberleri
    yoktu.
    Geçici neşenin altında tam olarak anlayamadığım garip bir dürtü hissettim.
    Jessica’nın düşüncelerindeki kızın farkında olmadığı fenalıkla bir ilgisi vardı…
    Garip şekilde onların arasında girip bu Bella Swan’ı Jessica’nın aklının karanlık
    işleyişinden koruma isteği hissettim. Ne kadar sıra dışı bir duygu. Bu dürtünün
    altındaki sebepleri ortaya çıkarmaya çalışarak yeni kızı bir kere daha inceledim.
    Muhtemelen sadece uzun zaman önce gömülmüş zayıfı güçlüye karşı koruma
    içgüdüsüydü. Kız sınıf arkadaşlarından daha kırılgan görünüyordu. Teni öyle
    şeffaftı ki onu dış dünyadan koruduğuna inanmak güçtü. Soluk berrak zarın
    altındaki damarlarında kanın ritmik akışını görebiliyordum… ama buna
    odaklanmamalıydım. Seçtiğim hayatta iyiydim; fakat Jasper kadar susamıştım ve bir
    ayartıyı davet etmenin anlamı yoktu.
    Kaşlarının arasında farkında olmadığı hafif bir kıvrım vardı.
    Bu inanılmaz derecede sinir bozucuydu! Orada oturmanın yabancılarla
    konuşmanın ilgi odağı olmanın onun için bir gerilim olduğunu net bir şekilde
    görebiliyordum. Utangaçlığını narin görünümlü omuzlarını tutuşundan – sanki her
    an bir saldırı bekliyormuş gibi hafifçe kambur – hissedebiliyordum. Yine de sadece
    hissedebiliyor görebiliyor hayal edebiliyordum. Bu sıradan insan kızından
    sessizlikten başka bir şey gelmiyordu. Hiçbir şey duyamıyordum. Niye?
    “Kalkalım mı?” diye mırıldandı Rosalie konsantrasyonumu bozarak.
    Bir ferahlama hissiyle kızdan uzağa baktım. Başarısız olmaya devam etmek
    istemiyordum bu beni rahatsız ediyordu. Ayrıca saklanmış düşüncelerine sadece
    benden gizli oldukları için ilgi duymaya başlamak istemiyordum. Şüphesiz
    düşüncelerine ulaştığımda – ve bunu yapmak için bir yol bulacaktım – bütün insan
    düşünceleri gibi boş ve değersiz olacaklardı. Onlara ulaşmak için harcadığım çabaya
    değmeyeceklerdi.



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:51

    “Ee yeni kız henüz birden korkuyor mu?” diye sordu Emmett hala önceki
    sorusuna cevabımı bekleyerek.
    Omuz silktim. Daha çok bilgi için bastıracak kadar ilgili değildi. Ben de
    olmamalıydım.
    Masadan kalktık ve kafeteryadan dışarı çıktık.
    Emmett Rosalie ve Jasper son sınıf rolü yapıyorlardı; dersleri için ayrıldılar.
    Ben onlardan daha genç bir rol oynuyordum. Sondan bir önceki sınıf düzeyindeki
    Biyoloji sınıfıma doğru ilerledim ve zihnimi sıkıntıya hazırladım. Ortalama bir
    zekadan fazlasına sahip olmayan Bay Banner’ın dersine iki tıp diplomasına sahip
    birini şaşırtacak bir şey ekleyebileceğinden şüpheliydim.
    Sınıfta sırama yerleştim ve kitaplarımı – rol malzemeleri; içlerinde bilmediğim
    hiçbir şey yoktu – masaya saçtım. Kendine ait bir masası olan tek öğrenci bendim.
    İnsanlar benden kaçmaları gerektiğini bilecek kadar zeki değildi; ama hayatta kalma
    içgüdüleri uzakta durmaları için yeterliydi.
    Oda öğrenciler yemekten döndükçe yavaşça doldu. Arkama yaslandım ve
    zamanın geçmesini bekledim. Tekrar uyuyabilmeyi diledim.
    Angela Weber yeni kızla beraber kapıdan içeri girdiğinde onu düşündüğüm
    için ismi dikkatimi çekti.
    Bella benim kadar utangaç görünüyor. Bugünün onun için zor olduğuna bahse
    girerim. Keşke bir şey söyleyebilseydim… ama muhtemelen sadece kulağa aptal gelir…
    Evet! diye düşündü Mike Newton ve kızın girişini izlemek için sırasında
    döndü.
    Hala Bella Swan’ın durduğu yerden hiçbir şey yoktu. Düşüncelerinin olması
    gereken boşluk beni sinirlendirip cesaretimi kırmıştı.
    Öğretmen kürsüsüne gidebilmek için yanımdaki yoldan geçerken yaklaştı.
    Zavallı kız; tek boş sıra yanımdaki sıraydı. Otomatik olarak onun tarafındaki
    kitaplarımı bir yığın haline getirdim. Burada rahat hissedeceğinden şüpheliydim.
    Uzun bir dönem için buradaydı – bu sınıfta en azından. Belki yanında otururken
    sırlarını ortaya çıkarabilirdim… daha önce bu kadar yakınlığa ihtiyacım olduğundan
    değil… dinlemeye değecek bir şey bulacağımdan değil…
    Bella Swan havalandırmadan bana doğru gelen sıcak havanın içine yürüdü.
    Kokusu bana harap edici bir mermi dövücü bir mancınık gibi çarptı. O zaman
    bana ne olduğunu açıklayacak yeterince vahşi bir simge yoktu.
    O anda bir zamanlar olduğum insana hiçbir şekilde yakın değildim; kendimi
    gerisinde tuttuğum insanlık maskesinin parçalarından eser yoktu.
    Ben bir avcıydım. O benim avımdı. Dünyada bu gerçekten başka hiçbir şey
    yoktu.
    Görgü tanıklarıyla dolu bir oda yoktu – onlar çoktan kafamdaki paralel
    hasarlardı. Düşüncelerinin gizemi unutulmuştu. Bir anlam ifade etmiyorlardı çünkü
    onları düşünmeye uzun süre devam edemeyecekti.



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:52

    Ben bir vampirdim ve o seksen yıldır kokladığım en tatlı kana sahipti.
    Böyle bir kokunun var olabileceğini hiç hayal etmemiştim. Eğer bilseydim
    onu yıllar önce aramaya çıkardım. Onun için bütün gezegeni tarardım. Tadını hayal
    edebiliyordum…
    Susuzluk boğazımı bir ateş gibi yaktı. Ağzım kurumuş ve kızarmıştı. Taze
    zehir akıntısı bu hissi gideremedi. Midem susuzluğun bir yankısı olan açlıkla
    büküldü. Kaslarım sıçramak üzere gerildi.
    Tam bir saniye geçmemişti. Hala onu rüzgar yönüne getiren adımı atıyordu.
    Ayağı yere değdiğinde gözleri bana kaydı gizlice bakmak istediği belliydi.
    Bakışımla buluştu ve gözlerinin büyük aynalarında kendimi gördüm.
    Orada gördüğüm yüzün şoku hayatını birkaç sıkıntılı an kadar uzattı.
    Bunu kolaylaştırmadı. Yüzümdeki ifadeyi gördüğünde kan yine yanaklarına
    hücum edip tenini gördüğüm en nefis renge boyadı. Koku beynimde yoğun bir
    sisti. İçinden zorlukla düşünebiliyordum. Düşüncelerim köpürmüştü kontrole
    direniyorlardı tutarsızlardı.
    Kaçması gerektiğini anlamış gibi şimdi daha hızlı yürüyordu. Acelesi onu
    sakarlaştırmıştı – ayağı takıldı ve sendeledi neredeyse önümde oturan kızın üzerine
    düşüyordu. Savunmasız zayıf. Bir insana göre normal olandan bile daha fazla.
    Gözlerinde gördüğüm yüze odaklanmaya çalıştım tiksinerek hatırladığım
    yüze içimdeki canavarın yüzüne – yıllarca çaba gösterip katı disiplinle yendiğim
    yüze. Şimdi ne kadar da kolayca yüzeye sıçramıştı!
    Koku yine düşüncelerimi dağıtarak ve beni neredeyse sıramdan iterek
    etrafımda döndü.
    Hayır.
    Kendimi sandalyede tutmaya çalışırken elim masanın kenarını kavradı. Tahta
    yeteri kadar dayanıklı değildi. Elim desteği ezdi ve bir avuç dolusu kıymıkla geri
    geldi kalan tahtada parmaklarımın şeklini bıraktı.
    Delili yok et. Bu esas kuraldı. Şeklin kenarlarını parmaklarımla çabucak toz
    haline getirdim masada düzensiz bir delik ile yerde ayaklarımla dağıttığım bir yığın
    talaş dışında hiçbir şey bırakmadım.
    Delili yok et. Tamamlayıcı hasar…
    Şimdi ne olacağını biliyordum. Gelip yanıma oturmak zorunda kalacaktı ve
    ben onu öldürmek zorunda kalacaktım.
    Sınıftaki masum izleyicilerin on sekiz başka çocuk ve bir adamın yakında
    görecekleri şeyi gördükten sonra odadan çıkmalarına izin verilemezdi.
    Yapmak zorunda olduğum şeyin düşüncesinden korktum. En kötü
    zamanımda bile hiç böyle bir vahşet işlememiştim. Seksen yıl içinde asla masumları
    öldürmemiştim ve şimdi yirmi tanesini aynı anda katletmeyi planlıyordum.
    Aynadaki canavarın yüzü benimle alay etti.
    Bir yarım canavardan ürküp kaçarken bile diğer yarım plan yapıyordu.
    Eğer ilk önce kızı öldürürsem odadaki insanlar tepki vermeden on beş – yirmi
    saniyem olacaktı. Belki biraz daha uzun eğer başta ne yaptığımı anlamazlarsa. Çığlık
    atmaya ya da acı hissetmeye vakti olmayacaktı; onu zalimce öldürmeyecektim.
    Korkunç derecede çekici kana sahip bu yabancıya verebileceğimin en fazlası buydu.
    Ama sonra kalanların kaçmasını engellemem gerekecekti. Pencereler kimsenin
    kaçamayacağı kadar küçük ve yüksekti. Sadece kapı – onu tut ve hepsi kapana
    kısılsın.



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:53

    Panikle mücadele eder ve karmaşa içinde hareket ederlerken hepsini birden
    öldürmek daha yavaş ve zor olacaktı. İmkansız değildi; ama çok fazla ses çıkacaktı.
    Bir sürü çığlığa vakit olacaktı. Birileri duyacaktı… ve ben bu kara saatte daha çok
    masumu öldürmeye zorlanacaktım.
    Ayrıca ben diğerlerini öldürürken onun kanı soğuyacaktı.
    Koku boğazımı susatıcı acıyla keserek beni cezalandırdı.
    O zaman görgü tanıklarından başlayacaktım.
    Aklımda haritasını yaptım. Odanın ortasında arkadaki en uzak sıradaydım.
    Sağ yanımı önce hallederdim. Saniyede dört ya da beş tanesinin boynunu
    kırabileceğimi tahmin ediyordum. Sesli olmazdı. Sağ kısım şanslı olan taraftı; benim
    geldiğimi görmezlerdi. Öne doğru hareket edip sol tarafa dönerek bu odadaki her
    hayatı sonlandırmam en fazla beş saniyemi alırdı.
    Bella Swan’ın onun için neyin geldiğini görmesine yetecek kadar uzundu.
    Korkmasına yetecek kadar uzundu. Belki eğer şok onu olduğu yerde dondurmazsa
    bir çığlık atmasına yetecek kadar uzundu. Bir yumuşak çığlık kimseyi koşturmazdı.
    Derin bir nefes aldım. Koku kuru damarlarımda yarışan bir alevdi. Göğsümü
    sahip olduğum daha iyi her dürtüyü kül ederek yakıyordu.
    Şimdi yeni dönüyordu. Birkaç saniye içinde benden santimler öteye
    oturacaktı.
    Kafamdaki canavar beklentiyle gülümsedi.
    Solumda biri bir dosyayı sertçe kapattı. Ölüme mahkum hangi insan
    olduğunu görmek için bakmadım; ama bu hareket yüzüme doğru normal kokusuz
    hava gelmesini sağladı.
    Kısa bir saniye için net şekilde düşünebilmiştim. Bu değerli saniyede kafamın
    içinde yan yana iki yüz gördüm.
    Biri benimdi ya da eskiden benimdi: Çok insan öldüren öyle ki sayısını
    saymayı bıraktığım kırmızı gözlü canavar. Mantıklı kılınan dayanağa sahip
    cinayetler. Bir katil katili daha güçsüz canavarların katili. Bir ilah karışımıydı bunu
    kabul ediyordum – kimin idam cezası hak ettiğine karar veriyordu. Ödün vererek
    kendimle yaptığım bir anlaşmaydı bu. İnsan kanıyla beslenmiştim; ama sadece en
    gevşek tanımla. Kurbanlarım çeşitli karanlık zevkleriyle benden daha fazla insan
    değillerdi.
    Diğer yüz Carlisle’ındı.
    İki surat arasında hiçbir benzerlik yoktu. Biri parlak gündü ve diğeri en
    karanlık geceydi.
    Bir benzerlik olması için sebep yoktu. Carlisle benim biyolojik olarak babam
    değildi. Ortak hatlar paylaşmıyorduk. Rengimizdeki benzerlik olduğumuz şeyin bir
    sonucuydu; bütün vampirler aynı buz beyazı tene sahipti. Gözlerimizin rengindeki
    benzerlik ayrı bir şeydi – ortak seçimin bir yansıması.
    Ve yine de bir benzerlik için kaynak olmasa da seçimini benimsediğim ve
    adımlarını takip ettiğim son yetmiş yılda yüzümün onunkini yansıtmaya başladığını
    düşünmüştüm. Hatlarım değişmemişti; ama bana bilgeliğinin birazı ifademi
    işaretlemiş merhameti ağzımın şeklinde izlenebiliyormuş ve sabrının işaretleri
    kaşlarımda belirgin gibi gelmişti



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:53

    Bütün bu küçük gelişmeler canavarın yüzünde kaybolmuştu. Kısa bir süre
    içinde yaratıcımla sayılan her şekilde babam olan akıl hocamla geçirdiğim yılları
    yansıtacak hiçbir şey kalmayacaktı. Gözlerim şeytanınki gibi kırmızı parlayacaktı;
    bütün benzerlik sonsuza dek kaybolacaktı.
    Kafamda Carlisle’ın gözleri beni yargılamıyordu. Yapacağım bu korkunç
    davranış için beni affedeceğini biliyordum çünkü beni seviyordu çünkü aslında
    olduğumdan daha iyi olduğumu düşünüyordu ve ona yanıldığını kanıtladığımda
    bile beni yine sevecekti.
    Bella Swan yanımdaki sandalyeye oturdu hareketleri tutuk ve sakardı
    – korkuyla mı? – ve kanının kokusu etrafımda acımasız bir bulut haline geldi.
    Babama benim hakkımda yanıldığını kanıtlayacaktım. Bu durumun ıstırabı
    neredeyse boğazımdaki ateş kadar acıttı.
    Tiksinerek kızdan uzaklaştım – onun için sızlanan canavar isyan etti.
    Niye buraya gelmek zorundaydı? Niye var olmak zorundaydı? Niye aslında
    hayat olmayan bu şeyde bulduğum küçücük huzuru bozmak zorundaydı? Bu
    çileden çıkartıcı insan niye doğmuştu? Beni mahvedecekti.
    Ani bir şiddetle mantıksız nefret beni baştan aşağı sararken yüzümü
    çevirdim.
    Bu yaratık kimdi? Niye ben niye şimdi? Sadece o ortaya çıkmak için bu
    ihtimali düşük kasabayı seçti diye niye ben her şeyi kaybetmek zorundaydım?
    Niye buraya gelmişti!
    Bir canavar olmak istemiyordum! Bir oda dolusu zararsız çocuğu öldürmek
    istemiyordum! Ömür boyu fedakarlık ve inkarla kazandığım her şeyi kaybetmek
    istemiyordum!
    Yapmayacaktım. Bana bunu yaptıramayacaktı.
    Problem kokuydu kanının korkunç derecede çekici kokusuydu. Eğer karşı
    koymanın sadece bir yolu olsaydı… keşke başka bir temiz hava dalgası zihnimi
    berraklaştırabilseydi.
    Bella Swan uzun gür kızıl kahverengi saçlarını benim yönüme doğru salladı.
    Delirmiş miydi? Canavarı kışkırtıyor gibiydi onunla alay ediyor gibi.
    Kokuyu benden uzağa üfleyecek hiçbir yardımsever esinti yoktu. Hepsi kısa
    sürede yok olacaktı.
    Hayır hiç yardımcı esinti yoktu; ama nefes almak zorunda değildim.



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:54

    Ciğerlerime dolan havayı durdurdum. Rahatlık aniydi; ama yarımdı.
    Kokunun anısı hala kafamdaydı ve tadı dilimdeydi. Böyle bile çok uzun süre karşı
    koyamayacaktım; ama belki bir saatliğine yapabilirdim. Bir saat. Belki kurban olmak
    zorunda olmayan kurbanlarla dolu bu odadan çıkmaya yetecek kadar zaman.
    Nefes almamak rahatsız edici bir histi. Vücudumun oksijene ihtiyacı yoktu;
    ama bu içgüdülerime ters düşüyordu. Gerginlik anlarında koku alma duyuma
    diğerlerinden daha çok güvenirdim. Avda yolu gösterirdi tehlike durumunda ilk
    uyarıydı. Benim kadar tehlikeli bir şeye sık sık rastlamazdım; ama kendini koruma
    içgüdüsü benim türümde sıradan bir insanınki kadar güçlüydü.
    Rahatsız edici; ama idare edilebilir. Onun kokusunu alıp dişlerimi ince
    saydam ve nefis teninden sıcak ıslak nabzı atan–
    Bir saat! Sadece bir saat. O kokuyu o tadı kesinlikle düşünmemeliydim


    Sessiz kız saçlarını aramıza koydu dosyasına doğru dökülmesi için öne eğildi.
    Yüzünü göremiyordum berrak derin gözlerindeki duyguları okumaya
    çalışamıyordum. Buklelerini aramıza yaymasının sebebi bu muydu? O gözleri
    benden saklamak mı? Korkudan? Utançtan? Sırlarını benden gizli tutmak için?
    Sessiz düşüncelerinden doğan eski rahatsızlığım şimdi beni ele geçiren
    ihtiyaçtan – ayrıca nefretten – çok daha zayıftı. Yanımdaki narin kadın-çocuktan
    nefret ediyordum ondan eski halime sarılışımın aileme olan sevgimin olduğumdan
    daha iyi biri olmaya dair hayallerimin bütün hararetiyle nefret ediyordum. Ondan
    nefret etmek bana hissettirdiklerinden nefret etmek – bu biraz yardımcı oldu. Evet
    daha önce hissettiğim rahatsızlık zayıftı; ama o da biraz yardım etti. Beni onun tadını
    hayal etmekten alıkoyacak her türlü duyguya sarıldım.
    Nefret ve rahatsızlık. Sabırsızlık. Şu saat hiç geçmeyecek miydi?
    Ve sonra ders bittiğinde… bu odadan çıkardı… ve ben ne yapardım?
    Kendimi tanıtırdım. Merhaba benim adım Edward Cullen. Sana bir sonraki sınıfına
    kadar eşlik edebilir miyim?
    Evet derdi. Yapılacak nazik hareket buydu. Benden şimdiden korkar ve
    şüphelenirken bile adete uyarak yanımda yürürdü. Onu yanlış tarafa yönlendirmek
    kolay olmalıydı. Park yerinin arkasına oraya dokunmak için uzanan bir parmak gibi
    yakın olan ormana. Ona kitabımı arabamda unuttuğumu söyleyebilirdim…
    Birileri son kez birlikte görüldüğü insanın ben olduğumu fark eder miydi?
    Her zamanki gibi yağmur yağıyordu; yanlış yöne giden yağmurluklu iki kişi çok
    fazla dikkat çekmez ya da beni ele vermezdi.
    Tabii bugün onun farkında olan tek öğrencinin ben olmadığımı saymazsak –
    kimse benim kadar olmasa da. Özellikle Mike Newton o sandalyesinde huzursuzca
    kıpırdanırken – bana yakın olmaktan rahatsızdı tıpkı herkesin olacağı gibi tıpkı
    kokusu bütün merhametli endişemi yok etmeden önce beklediğim gibi – her
    hareketinin bilekşindeydi. Eğer kız sınıftan benimle çıkarsa Mike Newton bunu fark
    ederdi.
    Eğer bir saat dayanabilirsem iki saat dayanabilir miydim?
    Yanmanın acısından korktum.
    Boş bir eve gidecekti. Polis Şefi Swan tüm gün çalışıyordu. Bu küçük
    kasabadaki bütün evleri bildiğim gibi gibi onun evini de biliyordum. Ormanın
    hemen yanındaydı yakın komşu yoktu. Çığlık atmaya vakti olsa bile ki olmayacaktı
    duyacak kimse olmazdı.
    Bu işle ilgilenmenin sorumlu yolu buydu. İnsan kanı olmaksızın yetmiş yıl
    idare etmiştim. Eğer nefesimi tutarsam iki saat daha dayanabilirdim. Onu yalnız
    yakaladığımda başka kimsenin ekşinme riski olmayacaktı. Ve deneyim sırasında acele
    etmek için de hiçbir sebep yok diye katıldı kafamın içindeki canavar



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:55

    Bu odadaki on dokuz insanı çaba ve sabırla kurtararak bu masum kızı
    öldürdüğümde daha az canavar olacağımı düşünmek saçmaydı.
    Ondan nefret etsem de bunun adaletsiz olduğunu biliyordum. Aslında
    kendimden nefret ettiğimi biliyordum ve o öldüğünde ikimizden de çok daha fazla
    nefret edecektim.
    Bir saati bu şekilde geçirdim – onu öldürmenin en iyi yollarını hayal ederek.
    Asıl eylemi düşlememeye çalıştım. Bana fazla gelebilirdi; bu savaşı kaybedip
    görüşümdeki herkesi öldürebilirdim. O yüzden stratejiden başka hiçbir şey
    planlamadım.
    Bir kere sona doğru saçlarıyla ördüğü duvardan bana baktı. Bakışıyla
    buluştuğumda benden yayılan adaletsiz nefreti hissedebiliyordum – onun korkmuş
    gözlerinde bunun yansımasını görebiliyordum. Kan o yüzünü tekrar saklayamadan
    önce yanağını renklendirdi ve ben neredeyse mahvolmuştum.
    Ama zil çaldı. Zil kurtardı – ne kadar da klişe. İkimiz de kurtulduk. O
    ölümden kurtuldu. Bense sadece kısa bir süreliğine korktuğum ve nefret ettiğim o
    kabus gibi yaratığa dönüşmekten kurtuldum.
    Odadan dışarı fırlarken gerektiği kadar yavaş yürüyemedim. Eğer biri bana
    bakıyor olsaydı hareket edişimde bir yanlışlık olduğundan şüphelenebilirlerdi.
    Kimse bana dikkat etmiyordu. Bütün insan düşünceleri bir saatten biraz kısa bir
    süre içinde ölmeye hükümlü kızın etrafında dönüyordu.
    Arabama saklandım.
    Kendimi saklanmak zorunda kalmış olarak düşünmekten hoşlanmazdım.
    Kulağa ne kadar ödlekçe geliyordu… ama şüphesiz şimdi durum buydu.
    Şu anda insanların arasında olmama yetecek kadar disipline sahip değildim.
    Birini öldürmemek için bu kadar odaklanmam diğerlerine karşı gelmem için bana
    kaynak bırakmıyordu. Bu ne büyük bir israf olurdu. Eğer canavara boyun
    eğeceksem yenilgiye değecek hale getirebilirdim.
    Genelde beni sakinleştiren bir CD çaldım; ama çok az işe yaradı. Hayır en çok
    yardım eden açık pencerelerimden hafif yağmurla birlikte giren serin ıslak ve temiz
    havaydı. Bella Swan’ın kanını kusursuz netlikle hatırlamama rağmen temiz havayı
    içime çekmek bunun enfeksiyonunu vücudumdan yıkamak gibiydi.
    Aklım yine başımdaydı. Tekrar düşünebilirdim ve tekrar savaşabilirdim.
    Olmak istemediğim şeye karşı savaşabilirdim.
    Evine gitmek zorunda değildim. Onu öldürmek zorunda değildim. Açıkça
    mantıklı düşünebilen bir yaratıktım ve seçeneğim vardı. Her zaman bir seçenek
    vardı.



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
    YaZYaGmUrU




    Kayıt tarihi Kayıt tarihi: 17/09/07
    Cinsiyet Cinsiyet: Kadın
    Zodyak Zodyak: Boğa Sıçan
    Mesaj Sayısı Mesaj Sayısı: 7271
    Yaş Yaş: 28
    Kişisel ileti Kişisel ileti: . . .
    Ruh Hali Ruh Hali:
    Takım Takım:

    MesajKonu: Geri: Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !   22.01.10 14:56

    Sınıftaki gibi hissettirmiyordu… ama şimdi ondan uzaktaydım. Belki eğer
    ondan çok çok dikkatle kaçarsam hayatımın değişmesine gerek kalmazdı. İşler
    istediğim şekilde düzenliydi. Niye böle çileden çıkarıcı ve leziz birinin bunu
    mahvetmesine izin verecektim ki?
    Babamı hayal kırıklığına uğratmak zorunda değildim. Annemin gerginlik
    endişe… acı çekmesine sebep olmak zorunda değildim. Evet bu beni evlat edinmiş
    annemi de ekşitirdi ve Esme çok nazik çok duygusal ve yumuşaktı. Onun gibi birine
    acı çektirmek kesinlikle affedilemezdi.
    Bu insan kızını Jessica Stanley’nin art niyetli düşüncelerinin küçük dişsiz
    tehdidinden korumak istemem ne kadar ironikti. Isabella Swan için bir koruyucu
    olabilecek son kişi bendim. Asla herhangi bir şeyden benden ihtiyacı olduğu kadar
    korunmaya gereksinimi olmayacaktı.
    Aniden Alice’in nerede olduğunu merak ettim. Swan kızını pek çok şekilde
    öldürdüğümü görmemiş miydi? Niye yardım etmeye gelmemişti – beni durdurmaya
    ya da kanıtları yok etmeye hangisi olursa? Jasper’la ilgili sorunları izlemeye
    dikkatini öyle vermişti ki bu çok daha korkunç ihtimali kaçırmış mıydı?
    Düşündüğümden daha mı güçlüydüm? Kıza gerçekten hiçbir şey yapmayacak
    mıydım?
    Hayır. Bunun doğru olmadığını biliyordum. Alice mutlaka Jasper’a çok fazla
    odaklanıyor olmalıydı.
    Olacağını bildiğim yönü İngilizce sınıfları için kullanılan küçük binayı
    taradım. Tanıdık ‘sesi’ni bulmam uzun sürmedi. Ve haklıydım. Her düşüncesi
    Jasper’a dönüktü en ufak kararlarını dakika dakika takip ediyordu.
    Ona akıl danışabilmeyi diledim; ama aynı zamanda ne yapabileceğimi
    bilmediğinden memnundum son bir saatte düşündüğüm katliamın farkında
    olmamasından.
    Vücudumda yeni bir yanma hissettim – utanç. Hiçbirinin bilmesini
    istemiyordum.
    Eğer Bella Swan’dan kaçabilirsem eğer onu öldürmemeyi başarabilirsem –
    bunu düşündüğümde bile canavar kıvrandı ve dişlerini sinirle gıcırdattı – o zaman
    kimsenin bilmesine gerek kalmazdı. Eğer onun kokusundan uzak durabilirsem…
    En azından niye denemeyeceğime dair hiçbir sebep yoktu. İyi bir seçim
    yapmayı Carlisle’ın olduğumu düşündüğüm kişi olmayı.
    Okulun son saati neredeyse bitmişti. Yeni planımı hemen harekete geçirmeye
    karar verdim. Burada yanımdan geçip beni tekrar mahvedebileceği yerde
    oturmaktan iyiydi. Yine kıza haksız bir nefret hissettim. Üzerimde sahip olduğu bu
    bilinçsiz güçten nefret ettim. Beni hakaret ettiğim bir şeye dönüştürebilmesinden
    nefret ettim.
    Küçük kampüsten ofise doğru hızla yürüdüm – biraz fazla hızla; ama tanık
    yoktu. Bella Swan’ın yolunun benimle kesişmesi için hiçbir sebep yoktu. Olduğu bela
    gibi kaçınılacaktı.



    Aşk bitti
    Sayfa başına dön Aşağa gitmek
    http://www.SerdarOrtac.biz
     

    Gece Yarısı Güneşi - Stephenie Meyer / İlk 12 Bölümü !

    Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
    1 sayfadaki 9 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki

     Similar topics

    -
    » İhbar Bölümü!
    » Erol Budan - Gecelerden Bir Gece & Dedim Ya Full Albüm
    » Gündüz Çekilmiş Bir Fotoyu Gece Çekilmiş Hale Getirelim
    » Gökhan Özen Ve Sibel Can--Kaç Kere Yemin Ettim
    » Sinek Kuşu Özellikleri, Sinek Kuşu Resimleri

    Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
    ıllılı.ıl.lı.. Yaz Yağmuru Forum ..ıl.lı.ıllılı :: (¯`·.(¯`·.(¯`·. KüLTüR .·´¯).·´¯).·´¯) :: Genel Kültür :: Eserler-